Sihirbaz ve Akıllı Kız

Yaklaşık Okuma Süresi: 7 dakika

Evvel zaman içinde bir sihirbaz vardı. Dilenci kılığına girerek sokaklarda dilenmeye çıkar, evlerin önünde bulduğu küçük kız çocuklarını çalar ama onları nereye götürdüğünü kimsecikler bilmezdi. 

Bir gün üç güzel kızı olan bir adamın evinin önünde sakat bir dilenci kılığında belirdi; omuzuna uzun bir torba asmıştı. Kapıyı çalarak bir dilim ekmek dilendi. Kapıyı ev sahibinin büyük kızı açmıştı. Sihirbaz ona şöyle bir dokundu, dokunmasıyla kızın torbaya girmesi bir oldu! O zaman sihirbaz koşar adımlarla hemen oradan uzaklaştı. 

Bir süre sonra büyük, karanlık bir ormana girdiler ve sonunda sihirbazın evine vardılar. Burası şahane bir yerdi. Sihirbaz, kıza: “Burada çok rahat edeceksin, çünkü gönlünün tüm istediklerine sahip olacaksın.” dedi. 

Aradan iki gün geçti. Üçüncü sabah sihirbaz: “Benim birkaç günlüğüne evden ayrılıp bir yere gitmem gerekiyor” dedi, “Seni yalnız bırakıyorum. Al, işte evin tüm odalarının anahtarları, istediğin gibi gez, dolaş, her köşeyi gez. Yalnız küçük anahtarla açılan bir oda var ki, oraya girmek yasak. Sözümü dinlemez, bu yasağa karşı gelirsen canınla ödersin.” Sonra kıza bir yumurta vererek: “Bunu iyi sakla üzerinden hiç ayırma.” dedi. “Yumurtaya birşey olursa başına büyük bir felaket gelir!” 

Kız, anahtarlarla yumurtayı aldı ve onun dediklerinden çıkmayacağına söz verdi. Ne var ki, sihirbaz evden uzaklaşır uzaklaşmaz, kızcağız merakını yenemez oldu. Önce tüm evi, tavanlarından mahzene kadar dolaştı, sonra küçük anahtarı alarak yasak odanın kapısını açtı ve içeriye girdi. İçeri girince korkusundan donup kaldı. Çünkü odanın orta yerinde içi kan dolu bir leğen durmaktaydı. Korkudan tirtir titremeye başlayınca, yumurta elinden kayarak leğenin içine düşmez mi? Kızcağız gerçi yumurtayı hemen çıkarıp sildi ama boşuna! Ne kadar sabunlarla yıkayıp ovsa yumurtanın üzerindeki kan lekesi çıkmıyordu.

Ertesi gün sihirbaz eve döndü ve kızdan yumurtayla küçük anahtarı istedi. Kız bunları korkudan titreyerek ona uzattı ve adam onun yasak odaya girmiş olduğunu anladı. “Demek benim isteğime karşı gelerek o yasak odaya girmeye cüret edebildin!” dedi. “Şimdi de ben senin isteğine karşı gelerek seni o odaya kilitleyim de gör!” diyerek onu yasak odaya soktu, kapıyı üstünden kilitledi. Sonra kendi kendine: “Şimdi de gidip ikincisini getireyim.” diye düşünerek gene dilenci kılığına girdi. Kızın evine gidip kapıyı çaldı, bir dilim ekmek dilendi. Ekmeği bu kez ortanca kız getirdi. Sihirbaz onu da torbasına sokarak oradan uzaklaştı ve kendi evine döndü. Burada, büyük kızın başına gelmiş olanlar ortanca kızın da başına geldi. O da merakını yenerneyerek yasak odaya girdi ve sihirbaz eve dönüşünde onu da o odaya kilitledi.

Sonra gene dışarı çıktı ve bu kez gidip en küçük kızı kaçırdı, torbasına koyup eve getirdi. Fakat bu kız çok akıllıydı; sihirbaz ona yasak odanın anahtarıyla yumurtayı verip söyleyeceğini söyleyerek uzaklaştıktan sonra kızın ilk işi yumurtayı elinden bırakıp güvenli bir yere koymak oldu. Sonra yasak odanın kapısını açıp içeri girdi ki, bir de ne görsün? İki ablası da orada yatmıyorlar mı! Açlıktan, susuzluktan yarı ölmüş durumda … Küçük kız hemen onları kaldırdı, önlerine yemek ve su koydu. Ablalar çok geçmeden kendilerine geldiler, kurtuldukları için sevinçle küçük kardeşlerini kucaklayıp öptüler. Sihirbaz eve dönüşünde hemen anahtarlarla yumurtayı istedi. Bunların üzerinde kan lekesi görmeyince memnun olarak küçük kıza: “Sen merakına kapılmadın, koyduğum yasağa karşı gelmedin.” dedi. “Benim eşim olacak, saltanat süreceksin, gönlünün her istediği senin olacak!”

Kız da: “Peki, olur.” dedi. “Yalnız benim de senden bir istediğim var. Annemle babama bir çuval altın götüreceksin hem de sırtında taşıyacaksın bunu. Bu arada ben de düğün hazırlıklarına başlarım.” Sonra hemen, bir odaya gizlemiş olduğu ablalarının yanına döndü: “Tamam, sizi buradan kurtarıyorum artık. Hem de sihirbaz sizi sırtında taşıyacak. Sakın varlığınızı belli etmeyin, eve varır varmaz da bana yardım yollayın.” diyerek ablalarını sihirbazın torbasına koydu, üzerlerini altınla örttü, sihirbaza da: “Şimdi al şu torbayı, bizimkilere götür.” dedi. “Yalnız bil ki ben pencereden senin yollarını gözleyeceğim. Onun için sakın yollarda oyalanma, hemen dön.”

Sihirbaz torbayı omuzuna vurduğu gibi yola koyuldu, gelgelelim yükü öyle ağırdı ki, terler yüzünden aşağı akıyordu. Biraz sonra bir parça durup dinlenmek istedi ama tam o sırada torbanın içinden: “Penceremden seni gözlüyorum, lütfen yoluna devam et!” diye bir ses’ yükselmez mi? Sihirbaz bunu nişanlısının sesi sanarak hemen ayağa kalktı, yeniden yürümeye başladı. Ne zaman dinlenmek için dursa aynı sesi duyuyordu! Sonunda yorgunluktan perişan bir durumda kızların evine ulaştı.

Bu arada evde kalan küçük kız, düğün şölenini hazırlamış, sihirbazın dostlarını davet etmişti. Hemen iri bir şalgam aldı, bıçakla şalgamın üzerine göz ve ağız yerleri açıp boyayarak yüze benzetti, başına duvak ve çiçek takarak en üst katta bir pencereye yerleştirdi. Sonra kendisi bir bağ fıçısının içine girdi, yataktan sökerek dışarı çıkardığı kuş tüylerinin içinde yuvarlandı ve şahane, görülmedik bir kuşa benzeyip çıktı! Bu kılıkta onu kimsecikler tanıyamazdı. Küçük kız dışarı çıkıp yürümeye başladı.

Yolda rastladığı düğün davetlileri ona: 

“Nereden geliyorsun?” diye soruyorlardı. O da: 

“Tüyler kralının evinden geliyorum.” diye cevap veriyordu. Kimileri de: “Gelin kız ne yapıyor?” diye soruyorlardı. 

Küçük kız bunlara: “En üst kat penceresinden güveyin yollarım gözlüyor.” diye karşılık veriyordu. Bir süre sonra kendi evine dönmek te olan sihirbazla karşılaşınca, sihirbaz da ona ayın şeyleri sordu ve aynı cevapları aldı. 

Bunun üzerine sihirbaz evin en üst penceresine baklı, orada süslü püslü şalgamı görünce kız sanarak oraya doğru gitmeye başladı. Ne var ki, tam o anda gelinin ağabeyleriyle akrabaları imdada yetişti. Kimse kaçmasın diye tüm kapıları kapatıp onları oraya kitlediler. Böylece hain sihirbazla, tüm kötü yürekli dostları oracıkta esir kaldı. 

(Türk Masalı)

Başkasına kötülük için düzen kuran, kendi kuyusunu kazmış olur. 

Ezop 

BENZER YAZILAR