Sihirli Top Masalı

Yaklaşık Okuma Süresi: 12 dakika

Yeni yılı Ocak ayının başında kutlarız ama pek çok ülkede bu olay baharın başında olur. Ne de olsa bu, bitkilerin büyüdüğü ve çiçeklerin açtığı yeni bir yaşam zamanıdır. Eski İran’da, baharın başında geleneksel bir Yeni Yıl şöleni vardı. Kraliyet sarayında sanatçılar, zanaatkarlar ve yabancılar en iyi becerilerini veya hazinelerini krala sunarlardı. Kral memnun olursa, onlara güzel bir hediye verirdi.

Sihirli Top Masalı
Sihirli Top Masalı

İran’daki bu Yeni Yıl kutlamalarından birinin sonuna doğru, kralın önüne bir gezgin geldi. Zengin bir şekilde süslenmiş yapay bir atı krala sundu. Gezgin, krala hitap ederek, “Majesteleri böyle harika bir şey yaptığım için kendimle gurur duyuyorum,” dedi.

Kral, “Her yetenekli sanatçı bunun gibi bir at yapabilir,” diyerek kaşlarını çattı.

“Efendim,” diye yanıtladı gezgin, “bu atı bu kadar sıra dışı yapan, süslemesi değil, kullanımı. Sırtına bindiğimde havalanıp çok kısa sürede dünyanın en uzak köşesine gidebilirim,” dedi.

Bu kralın ilgisini çekti. İlerideki bir dağı göstererek, “Pekala, şuradaki dağın tepesinde bir palmiye ağacı var. Oraya git ve bana dalında bulunan hurmalardan birini getir,” dedi.

Gezgin atına bindi. Atın boynunda bulunan bir mandalı çevirir çevirmez at uçtu. 15 dakika sonra elinde bir hurma ile geri döndü ve onu kralın ayaklarının dibine bıraktı. Kral bundan etkilenmişti. Hemen atı satın almak istedi. “Majesteleri,” dedi gezgin, “bana bu atı satan sanatçı, para için ondan asla ayrılmayacağıma yemin ettirdi.”

Kral bunun üzerine gezgine “Para istemiyorsan ne istiyorsun?” diye sordu. Gezgin biraz düşünüp, eğer kralın prenses kızı ile evlenirse, atı seve seve vereceğini söyledi. Kraliyet mensupları bu abartılı isteği duyunca gülmeye başladılar. Kralın oğlu Prens, babasının teklifi ciddi bir şekilde düşündüğünü görünce daha da şaşırdı.

Prens krala yaklaşarak, “Affet beni baba. Ama bir an için kızını, oyuncak at için evlendirmeyi mi düşünüyorsun?” diye sordu.

Aslında kral, evlilik talebini reddederse sihirli atı başka bir kralın alabileceğinden endişeliydi. Oğlundan atı dikkatle incelemesini ve onun hakkındaki görüşünü bildirmesini istedi. En azından bu, meseleyi düşünmesi için ona daha fazla zaman verirdi. Prens ata yaklaştı. Gezgin, prense nasıl yönetileceğini göstermek için öne çıktı. Ancak genç prens, kraliyet ailesini kandırmaya cesaret eden bir yabancıdan talimat alacak değildi. Dinleyemeyecek kadar büyük bir öfkeyle eyere atladı ve mandalı çevirdi. Bir anda Prens at ile birlikte havaya yükseldi.

Gezgin, prensin uçup gittiğini gördüğünde çok korktu. Çünkü atı kullanmayı bilmiyordu bu yüzden de düşebilirdi. Kral, oğlunun at ile havalandığını görünce çok kızdı. Yardımcılarına gezgini hemen hapse atmalarını emretti.

“Oğlum çok kısa bir süre içinde sağ salim dönmezse, senin canını alacağım!” diye kükredi.

Bu arada Prens nefes kesen bir hızla havaya çıktı. O kadar yüksekteydi ki artık dünyayı bile zar zor görebiliyordu. Mandalı bir o yana bir bu yana çevirmeyi denedi ama bunun bir etkisi olmadı. Paniğe kapıldı ve yaptığından çok pişman oldu. Atı yakından inceleyince, sonunda kulağın arkasında olan başka bir mandal keşfetti. O mandalı çevirdiğinde çok geçmeden atın aşağı inmeye başladığını gördü.

Prens yere yaklaştığında hava kararmıştı. Diğerlerinden daha yüksek bir çatı görünce atı onun üzerine indirdi ve atından indi. Aç ve yorgun, etrafı araştırdı ve büyük bir binanın çatısında olduğunu gördü. masalalemi.com Basamaklardan inerken bir kapı buldu ve kapıdan bir ışık gördü. Birkaç muhafız, kılıçları yanlarında, uyuyordu. Bu binanın başka bir kralın sarayı olduğunu düşündü. Eğer muhafızlar onu yakalarsa izinsiz girdiği için zarar verebilirlerdi. Bu yüzden sessizce çatıya çıkan basamakları tırmandı ve geceyi karanlık bir köşede uyuyarak geçirmeye karar verdi. Şafaktan önce, kimse uyanmadan sihirli atına binecekti.

Ama sarayın prensesi çatıda duyduğu seslere çoktan uyanmıştı. Muhafızlarına, neyin düştüğünü bulmalarını ve izinsiz gireni hemen yanına getirmelerini söyledi. Muhafızlar hemen prensi yakaldı ve prensese götürdüler.

Prens, “Beni bağışla prenses. Ben bir kralın oğluyum ve başıma çok garip şeyler geldi, izin verirseniz ayrıntılarını sizinle paylaşmaktan mutluluk duyacağım.” dedi.

Prenses, bugün kuzey Hindistan’da bir bölge olan Bengal Kralı’nın kızından başkası değildi. Prenses, “Seni dinleyeceğim fakat şimdi biraz dinlenin çok yorgun görünüyorunuz.” dedi. Hizmetçilerine onu odaya götürmelerini, yiyecek ve içecek vermelerini emretti.

Prens birkaç gün daha sarayda misafir olarak kaldı. Bu esnada ikiside birbirini tanımaya başladı ve çok geçmeden aşık oldular.

Bir öğleden sonra prens prensese, “Ah, prensesim, sihirli atı getiren gezgin aslında kötü biri değildi. Ben onun konuşmasına fırsat vermeden ata bindim. Şimdi benim yüzümden hapiste olabilir. Oysa onun sayesinde seninle tanıştım.”

Prenses, “Artık geri dönmeyi mi düşünüyorsun?” dedi.

Prens ona birlikte gitmeyi teklif etti. Prenses biraz düşündü ve teklifi kabul etti.

Ertesi sabah prenses kimsenin endişelenmemesi için bir not bıraktı ve şafakta atın olduğu çatıya gittiler. Prens ve Prenses ata bindi. Mandalı çevirdiler, kısa bir süre içinde İran’ın başkentine varmışlardı.

Hapishaneye inmek için sihirli atı yönlendirdi. Prensin düşündüğü gibi, gezgin orada hapsedilmişti. Hemen Kral babasını bulmaya karar verdi. Prensesin güvenliği için onu bahçenin bir kenarında indirdi. Güvende olması için sihirli atı ona bıraktı. Prensese, “Ben babamı görmeye giderken burada kal. Ona iyi olduğumu göstereceğim ve gezgini kurtaracağım,” dedi.

Sihirli atın tüm özelliklerini öğretti. Onlar konuşurken çalıların arkasındaki bir hırsız konuşmalarına kulak misafiri olmuştu. “Ne şanslıyım!” diye neşeyle düşündü. “Yalnız bir prenses ve sihirli bir at! Onu Kaşmir Sultanı’na götüreceğim. Bir gelin aradığını söylüyordu. Kesin güzel bir ödül alacağım!”

Hırsız, Prens’in ormanda kaybolmasını bekledi. Prens gidince prensesi yakaladı ve ata bindirdi. Her şeyin bu kadar kolay olmasına çok sevinmişti. Mandalı çevirdi ve at havalandı. Kralın yanına doğru giden Prens ise havalanan atı gördü ancak hiçbir şey yapamadı. Hemen babasının yanına koştu. Kral, oğlunu gördüğüne çok sevindi. Ancak prens endişe ile olan biteni anlattı ve hemen prenses için yola çıktı. 

Hırsız ise çoktan Kaşmir Sultanı’na ulaşmıştı. Sultan Bengal Prensesi’nden çok etkilendi ve hırsıza ödülü verdi. Sihirli atı ise hazineye yolladı. Prenses İran Prensi’ni sevdiğini ona gitmek istediğini söylese de masalalemi.com Sultan onunla evleneceğini söyledi. Bu Prensesi hayal kırıklığına uğratmıştı. Ertesi sabah, sarayda ve şehirde yankılanan trompet sesleri ve davulların vuruşuyla erkenden uyandı. Bu sevincin sebebini sorduğunda, o gün Kaşmir Sultanı ile düğünlerinin olduğunu öğrendi. Çaresiz, bir şekilde aklına sadece bir fikir geldi. Ayağa kalktı ve özensizce giyindi ve delirmiş gibi hareket etmeye başladı.

Sultan hemen prensesin yanına geldi ve onun hastalandığını düşündü. Onu iyileştirebilecek herhangi bir doktora büyük ödüller teklif etti. Ancak ne zaman doktorlar yaklaşsa, prenses de onlara doğru uçar ve yumruklarını döverdi, böylece Prensesin iyileşmesi için umudunu kaybetmeye başladı. Bu süre zarfında, Prens hala Prensesi arıyordu. Nereye gittiyse Prensesi bulamamıştı. Artık umutsuzluğa kapılan Prens bir kayaya oturdu. O esnada tanıdık bir ses işitti.

“Sihirli at nerede, sorabilir miyim?” dedi prense. Prens bu sesi hemen tanıdı. Bu sihirli atı yapan gezgindi. Olan biteni anlattı ve ikisi dertleştiler.

Konuşurken gezgin, düğün gününde deliye dönen Bengalli bir prenses ve Kaşmir Sultanı’nın hikayesini anlattı. Prensin kalbinde bir umut ışığı yanmıştı. Bu Bengal prensesi, aradığı kayıp aşkı olabilir miydi? Öğrenmeye kararlıydı.

Hemen Kaşmir’e vardı, doktor kıyafetlerini giydi. Padişahın huzuruna çıkarak prensesi iyileştirebileceğini iddia etti.

“Önce, onun beni göremediği bir yerde onu görmeliyim.” dedi. Böylece onun gerçekten aradığı aşkı olup olmadığını anlayacaktı. Doktor kılığındaki prensi bir dolaba götürdüler. Delikten Prensese baktı. “İşte!” dedi içinden, “O benim Prensesim!”

Prens, Sultan’a prensesi iyileştirilebileceğini, ancak onunla yalnız konuşması gerektiğini söyledi. Sultan kabul etti. Prens odasına girer girmez, prenses her zamanki öfkeli tavrıyla çıldırmaya başladı, bu esnada Prens bileklerini tuttu ve aceleyle fısıldadı, “Ben Prens, sevgilin.”

Prenses bir anda çıldırmayı bıraktı. Görevliler, doktorun yeteneklerinin bu kanıtına sevinerek Sultana söylediler. Prens fısıldayarak planını söyledi. Sonra Sultan’a döndü. “Her şey sadece bir şansa bağlı. Görüyorsun, prenses hastalanmadan birkaç saat önce büyülü bir şeye dokunmuş olmalı. O şeyi elde edemezsem, onu tedavi edemem.” dedi.

Kaşmir Sultanı, hala hazinesinde bulunan sihirli atı hatırladı. Kendisine getirilmesini istedi ve doktora gösterdi. Genç adam atı görünce çok ciddi bir tavırla, “Majestelerini tebrik ediyorum. Bu gerçekten prensesi büyüleyen sihirli nesne. Birkaç dakika içinde tamamen iyileşeceğine söz veriyorum.” dedi.

Ertesi sabah sihirli at meydanın ortasına yerleştirildi. Doktor etrafına büyük bir daire çizip dairenin etrafına, her birinde küçük bir ateş bulunan kaplar yerleştirdi. Sultan, bütün soylular ve devlet bakanlarıyla birlikte büyük bir ilgiyle onu izliyordu.

Prenses başı örtülü olarak dışarı çıkarıldı ve dairenin ortasına götürüldü. Sahte doktor masalalemi.com onu büyülü atın üzerine oturttu. Daha sonra her kabın yanına gitti ve bir toz attı. Bu tozlar kısa sürede dumana dönüştü. Ne prenses ne de sihirli at görünmüyordu. O anda doktor kılığındaki İran Prensi ata bindi. Mandalı çevirdi ve sihirli at havaya yükseldi.

Prenses, “Kaşmir Sultanı, asla sahip olmadığın şeyi kaybedemezsin!” diye seslendi ve Prens ekledi: “Kalp satın alınamaz, kazanılmalıdır!”

Aynı gün İran Prensi ve sevgili Prensesi saraya sağ salim geldiler. Baba oğlunun dönüşüne sevindi ve hemen o ülkede görülmüş en büyük ihtişamla bir düğün kutlaması emretti. Ve böylece Prens ve Prenses sonsuza dek mutlu bir şekilde birlikte yaşadılar.