Yalancı Avcı

Yaklaşık Okuma Süresi: 3 dakika

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde memleketin birinde bir avcı varmış. Her sabah erkenden ormana gider, av yaparmış. Avladığı hayvanların etini evine getirir, kürkünü ise pazarda sahip geçinir gidermiş. Fakat bizim avcının çok kötü bir huyu varmış. Sürekli yalan söylermiş.

Yine bir sabah erkenden ormana ava gitmiş. Epeyce bir süre dolaştıktan sonra birkaç kuş vurup evine getirmiş. Hanımına: “Hanım, şu kuşları temizle de akşama bir yemek yap.” diye tembih etmiş. Sonra da köyün kahvesine gitmiş.

Selam verip, arkadaşlarının yanına oturmuş ve: “Hiç sormayın arkadaşları bugün av o kadar bereketli geçti ki; üç tane tilki, iki tane kurt, bir de boz ayı avladım.” diye başlamış yalanlarına. Anlatmış da anlatmış … O kadar anlatmış ki neredeyse kendi yalanına kendisi inanacakmış.

Sonunda arkadaşları, avcıya iyi bir ders vermek istemişler.
Arkadaşlarından biri:

“Bu günlerde bizim tarlaya kocaman bir ayı dadandı. Tarlamızı perişan ediyor. Epey bir nöbet tuttuk ama bir türlü onu ele geçiremedik. Böyle korkunç bir ayıyı ancak senin gibi attığını vuran bir avcı avlayabilir.” demiş.

Bunları duyan avcının gururdan koltukları kabarmış; “Siz bana haber verin yeter. Onu bir atışta yere sererim.” demiş.
Tam bu sırada, kahvenin önünde bir kargaşa, bir gürültü kopmuş. Kocaman bir boz ayı kahveden içeri girivermiş. Herkes bir köşeye saklanmış. Ayıyı gören avcı, korkusundan omzundaki tüfeğini yere düşürmüş ve o da herkes gibi bir masanın altına saklanmış.

Ayı masanın üstüne çıkıp başlamış zıplamaya. Avcı:
“İmdat! İmdat! Beni bu canavardan kurtarın!” diye bağırmış.

Kimseden yardım gelmeyince, can havliyle masanın altından çıkıp sokağa fırlamış. Tabii ayı da avcının peşine düşmüş.
Ava önde, ayı arkada koşuyorlarmış. Bunları gören çocuklar başlamış gülmeye. Avcı kendine gelip arkasına bakınca birde ne görsün: “Ayı postu giymiş küçük bir çocuk.”

Arkadaşlarının yüzüne bakamaz olmuş; utancından bir daha kahveye uğrayamamış.
(Türk Masalı)

Yalancı, bacaları karartan is gibi insanların içini de karartır.
A. Sergeyeviç Puşkin