Kızılderili Prenses Pocahontas

Yaklaşık Okuma Süresi: 5 dakika

Kızılderili Prenses Pocahontas ve John Smith Masalı

Pocahontas

Yıllar önce üç gemi şimdiki Amerika’nın kıyılarına indi. Yaklaşık 100 erkek yeni bir hayata başlamak için adım attı. Adaya yeni gelen bu insanlar bir kale inşa etti. Yeni kasabalarına Jamestown adını verdiler. Ama o topraklarda yaşayan sadece onlar değildi.

Kıyıdan iç kesimlere doğru gidildiğinde büyük ormanda Kızılderili kabileleri yaşıyordu. 30’dan fazla kabile bir şef tarafından yönetiliyordu. Bu şefin adı Powhatan’dı.

Şef Powhatan’ın gözcüleri ona kıyıya yeni adamların indiğini ve kıyıya doğru bir kale inşa ettiklerini söylediler. Ayrıca bu yeni gelen adamların daha önce kimsenin duymadığı sözcüklerle konuştuğunu da eklediler. Kıyafetleri de kabilede yaşayan insanlardan farklıydı.

Powhatan bunların hepsini biliyordu. Onları geldiklerinden beri izlemişti. Bilmediği ve en çok da bilmek istediği şey, bunların nereden geldiğiydi? Neden buradaydılar? Ve onların Şefi olmak nasıl olurdu?

Gözcüleri ona başka haberler de söylediler, bu çok tuhaftı. Kalenin çevresine hiçbir ekin ekilmemişti. Kalenin yakınında kano yoktu, adamlar balık tutmak için nehir kenarında bile değillerdi. Avlanmak için ormana da gitmemişlerdi. Powhatan, “Bu adamlar bitki dikmeyi, kanoya binmeyi, balık tutmayı veya avlanmayı bilmiyorlar. Onların şefi olmak düşündüğümden daha kolay olacak.” dedi.

Pocahontas ve babası Şef Powhatan

Powhatan kızı Pocahontas’ın yanına gitti. Kızına, “Onlara yiyecek getireceğiz. Biz olmadan, açlıktan ölecekler. Böylece bende onları yöneteceğim!” dedi.

Pocahontas,: “Baba seninle gelmeme izin ver! Ben de kaleyi görmek istiyorum.” dedi.

Babası, “Hayır! Burada yapacak işleriniz var.” dedi.

Ancak Pocahontas’ın ısrarı üzerine babası onu kıramadı. Sonunda Pocahontas için bir macera çıktı! Kabiledeki kişiler, şef ve Pocahontas mısır, fasulye ve kabak sepetlerini alıp birlikte kaleye gittiler.

Oraya vardıklarında adamlar kaleden çıktılar. Birbirlerinin dillerini anlamıyorlardı ancak konuşmadan da anlaşmanın bir yolunu buldular. Pocahontas ondan biraz büyük olan birkaç erkekle tanıştı. Çok geçmeden Pocahontas’a nasıl etiket ve top oynanacağını gösterdiler. Bir süre sonra Powhatan, “Pocahontas! Gitme zamanı.” dedi.

Sonraki zamanlarda Pocahontas, diğerleriyle birlikte kaleye geri döndü. Yanlarında mısır, kabak ve fasulye getirip kaledeki adamlara yardım ettiler. Pocahontas yeni arkadaşlarının isimlerini öğrendi “John, James, Richard ve Samuel”. Onlarda Pocahontas’ın adını öğrendiler.

Aradan zaman geçtikçe yağmur durdu. Tarlalardaki mısırlar, asmadaki kabak ve fasulye kurudu. Powhatan, “Artık kaleye yiyecek götüremeyiz. Halkımızın kışı atlatabilmesi için sahip olduğumuz her şeyi kurtarmamız gerekiyor. Kaleye gidip onlara söylemeliyiz.” dedi.

Kaledeki adamlar haberi duyunca sinirlendiler. Silahlarla dışarı çıkıp gökyüzüne doğru ateş ettiler. Powhatan da sinirlendi, “Sizi uyarıyorum, beyaz adamlar! Köyümüzün yakınından geçmeyin! Eğer yaparsanız, pişman olursunuz!” diye bağırdı. Adamlar Powhatan’ın ne dediğini anlayamadılar. Ama suratlarından artık arkadaş olmadıklarını anlayabiliyorlardı.

Kısa bir süre sonra, John Smith yiyecek aramak için ormana gitti. Powhatan köyüne yakındı. Powhatan’ın kardeşi ve kabilenin bir kısmı onun geçtiğini gördü. Bir anda üzerine atladılar. John Smith’i tuttular ve onu Powhatan’ın köyüne geri götürdüler. Powhatan, “Kaledeki tüm insanların şefi olacağım.” dedi.

O kış, John Smith köyü terk edemedi. Ancak John’a çok iyi davrandılar. Onu önceden tanıyan Pocahontas, onunla vakit geçirdi. Günden güne, birbirlerinin dillerini öğrenmeye başladılar.

Karlar eridiğinde, Powhatan’ın köyü festival için hazırlanmaya başladı. Powhatan, John Smith’i evine çağırdı. “Festival yakında olacak” dedi.

“Ne festivali?” dedi John Smith.

“Halkınızın halkıma katıldığını simgelemek için yapılan bir festival olacak. Sizlerin de şefi olacağım.” dedi.

“Bu asla olmayacak!” diye bağırdı John Smith. Powhatan, genç adamın ne dediğini anlayamıyordu. Ama Şef, John Smith’in kızgın olduğunu görebiliyordu.

“Halkınızın başka seçeneği yok! Kabileme katılmayacaksan, ölmelisin!” dedi Powhatan.

Powhatan’ın iki adamı John Smith’i yakaladı ve başını bir kayaya bastırdı. Onu öldüreceklerdi! Ama bu esnada Pocahontas aniden ayağa kalktı, “Hayır” diye bağırdı ve onu kurtarmak için yanında durdu.

Powhatan biraz düşünüp “Haklısın. Bu insanları incitmekten bir hayır gelmez.” dedi. John Smith’i serbest bıraktı.

Pocahontas ve John Smith

Pocahontas ve John Smith birbirlerinden hoşlanıyordu. Bir zaman sonra evlenmeye karar verdiler. Onların evlilikleri Powhatan’ın kabilesi ve kaledeki adamların barış içinde yaşamasına vesile oldu.

Bu masal orijinal hikayeden farklı olarak çocuklar için uyarlanmıştır.

masalalemi.com