Kurbağa Prens

Yaklaşık Okuma Süresi: 5 dakika

Bir zamanlar güzel mi güzel bir prenses varmış. Bu güzel prensesin talipleri o kadar çokmuş ki saray taliplerle dolup taşıyormuş. Ama prenses hiç birinin onu gerçekten sevdiğine inanmıyormuş. Sadece kral olabilmek için onunla evlenmek istediklerini düşünüyormuş. Bu yüzden hiçbiriyle ile evlenmek istememiş.

Bir öğle vakti taliplerinin ziyaretlerden sonra prenses:

“Keşke yeniden küçük olsaydım” diye düşünmüş. Aklına çocukluğundan beri oynadığı ve çok sevdiği altın topu gelmiş. Prenses sarayı altüst edip altın topu bulmuş ve bahçeye çıkıp topla oyun oynamaya başlamış. Topu yukarı fırlatarak oynamaya devam ederken yanlışlıkla çok sert biçimde vurmuş ve top bahçedeki su birikintisine düşmüş.

Prenses altın top için üzülürken birden suyun içinden vrak vrak diye sesler duyulmuş. Küçük yeşil kafasını sudan çıkaran kurbağa prensese:

“Belki sana yardım edebilirim,” demiş.

Prenses sevinçli bir şekilde “Olur, lütfen topumu kurtar” diye kurbağa seslenmiş.

Bunun üzerine kurbağa bir şartı olduğunu belirtmiş. Prenses merakla “Ne şartı?” diye kurbağaya sormuş. Bunun üzerine kurbağa:

“Topunu sudan çıkarırım ama bunun karşılığında bir yemek yiyeceğiz” demiş.

Prenses çaresizce teklifi kabul etmiş.

Kurbağa su birikintisinin derinliklerine dalmış. Birkaç dakika sonra, elinde altın topla yukarı çıkmış. Prenses sevinçle topu kurbağadan alıp, hızlı adımlarla saraya doğru yürümeye başlamış. Kurbağa arkasından ona seslenmiş:

“Hey prenses beni unuttun” demiş.

Prenses arkasını dönerek:

“Senin gibi çirkin bir kurbağa nasıl yemek yiyebilirim ki!” demiş ve saraya doğru gitmiş. Kurbağa bu duruma çok üzülmüş.

Prenses, o gece ailesi ile birlikte yemekteyken sarayın kapısı çalınmış. Hizmetçi kapıyı açtığında karşısında bir kurbağa görmüş. Kurbağa boğazını temizleyip yüksek bir sesle:

“Öhhöömm öhhööm, prenses bugün benimle vakit geçireceğine söz verdi. İşte buradayım.” demiş.

Bunu duyan kral masanın diğer tarafında oturan kızına böyle bir söz verip vermediğini sormuş. Prenses biraz duraksadıktan sonra:

“Immm evet” diyerek olanı biteni babasına anlatmış.

Bunun üzerine kral kurbağayı masayı davet etmiş. Hizmetçiler, Kurbağa için çabucak yeni bir yer hazırlamışlar ve Kurbağa, kraliyet masasına zıplayıp yemeğe katılmış. Yemek esnasında kurbağa, krala:

“Çok şanslısınız, anlaşılan prenseste taç ve asil elbiselerden daha fazlası var. İyi bir kalp gibi.. Çünkü o beni bu masaya davet etti ve sözünü tuttu.” demiş.

Bu sözlerden etkilenen prenses kurbağaya bakakalmış. Yemek bittikten sonra daha fazla rahatsızlık vermek istemeyen kurbağa prensese:

“Yemek için teşekkür ederim, sözünü tuttun. Sanırım artık gitme vaktim geldi.” demiş. Prenses:

“Hayır bekle! O kadar da geç değil. Bahçede yürüyüşe ne dersin?” diye kurbağa sormuş.

Kurbağa sevinmiş. İkisi kraliyet bahçesinde yürümüşler, birlikte sohbet edip şakalaşmışlar. Birbirlerinden hoşlanmaya başlamışlar. Güneş battığında, prenses kurbağaya:

“Bu gece seninle olmak düşündüğümden çok daha eğlenceliydi” demiş. Kurbağa:

“Ben de çok iyi vakit geçirdim,” demiş.

Bunun üzerine prenses kurbağa doğru eğilerek onu yanağından hafifçe öpmüş. Ardından bir anda bulutlar ve dumanlar etrafı kaplamış. Küçük yeşil kurbağa genç yakışıklı bir prense dönüşmüş! Prenses şaşkınlıkla geri sıçramış. Prens olan biteni prensese anlatmaya başlamış:

“Bana kötü bir cadı büyü yaptı, büyünün bozulması için güzel bir prensesin beni öpmesi gerekiyordu ve bu oldu!”

Prenses şaşkınlıkla prense sarılmış. Artık prens ve prenses birbirlerini daha iyi tanıyabilirlermiş. Gel zaman git zaman prens ve prenses birbirlerine tam anlamıyla aşık olmuşlar. Artık düğün zamanı gelmiş. Sarayda kocaman bir düğün ile evlenmişler. Altın top ise düğün masasının baş köşesinde duruyormuş.